NE BİLİYORUZ? info@nebiliyoruz.com / BİLGİ GÜÇTÜR, GÜCÜ ELİNDE TUT
Son Dakika
Ankara’da 150 Yıllık Baştan Çıkarma: Carmen
YAŞAM

Sanrılar: Sandıklarımız Gibi

Sanrılar Hasta mıydı…? … Ama yorgun da olabilirdi? Nasıl hissettiğini kendisi de bilmiyordu. Ama bilmediğini de bilmediğinden kendisini hasta veya yorgun sanıyordu. Dışarıdan bakıldığında miskinlik olarak tanımlansa da ondaki mevcut…

nebiliy1 • September 4, 2026 • 6 dk okuma

Sanrılar

Hasta mıydı…?

Ama yorgun da olabilirdi?

Nasıl hissettiğini kendisi de bilmiyordu.

Ama bilmediğini de bilmediğinden kendisini hasta veya yorgun sanıyordu.

Dışarıdan bakıldığında miskinlik olarak tanımlansa da ondaki mevcut durum tam bir kayıtsızlıktı.

Kaybetmişti, bu kesindi. Ama işin ilginç yanı kaybettiği şey hemen yanı başındaydı. Bu noktaya nasıl geldiğini fark edemedi. Sanki her şey birdenbire oldu. Sanki bir şey kaybetmedi de kendisi ortadan kayboldu.

Polin, Gün’le tanıştığında daha birkaç aylıktı. Ve korkuyordu. Gün, onu babasının elinde görür görmez çığlıklarla koşmaya başladı. Bir sokak boyu koşmuştu herhalde. Doğrudan Polin’e uzandı ve sıkıca kavrayıp havaya kaldırdıktan sonra etrafında tur atmaya başladı. Dünyanın dönebildiğini görmek Polin’i daha da korkuttu. Ne oluyordu? Ve bu insan yavrusu neden çığlık atıyordu bilmiyordu. Kurtulmaya çalışmıyor, kendini oradan oraya savuran Gün’ün kahkahalar atan suratından başka bir şey de görmüyordu. Bir an bundan böyle sonsuza kadar havada döneceğini düşündü. Ama karşısındaki surat güzeldi. Her şey sonsuza kadar böyle devam edebilirdi. Gün’ün eksik dişleri ve bu neşeli tavrı o an tanımlayamadığı bir duygu veriyordu. Korkusunun, heyecandan mutluluğa dönüştüğü sırada Gün durdu. Ürkekçe kendi içine kıvrılan Polin’e sımsıkı sarıldı. Yavru köpeğin kemikleri batıyor, ama çektiği acıyla beraber mutluluğu da hissediyordu. 

Gün, kucağında Polin, bir yandan evlerine doğru yürürken diğer yandan da “Küçük bir köpeğim oldu, yavru bir köpeğim oldu” şarkısını neşeyle söylemeye başladıKöpek o an tanımlayamadığı şeyin adının sonradan huzur olduğunu öğrenecekti. Polin, bu duyguları ne yazık ki daha birkaç aylıkken yaşadı. 

Eve yaklaşırken yavru köpek bir anda hapşırdı, salyalarını Gün’e püskürttü. Peşin sıra hapşıran da Gün’dü. Gün, yüzünü sildikten sonra yavru köpeğe baktı ve ismini o an koydu. Köpeğine “Hapşırık” diye seslendi… Sonra da “Hiç hapşıran bir köpek görmemiştim, evet, evet, sen hapşırıksın.” dedi. Eve geldiğinde onu annesine “bak hapşırık” diyerek gösterdi. Annesi “neden hapşırık” diye sorunca, Gün; “çünkü beni hapşırtıyor” dedi. Annesi “aaa demek o da bir polen” diye gülümsedi. Gün bağırmaya başladı. “Evet, evet o hapşırık değil o bir polin, bir polin” dedi. O andan sonra yavru köpeğin adı Polin’di. Polin’in sonraki günleri neşeyle geçti. Gün’le oradan oraya koşturuyor, oyunlar oynuyordu. Eğleniyordu. Seviyordu, seviliyordu. Bugünden baktığındaysa gerçeğin hiç de öyle olmadığını anlamak bir köpek için zor değildi. Polin, gerçeği görüyordu. Görüyordu ama bilmiyordu. Görmekle yetiniyordu. Mesela eve geliş hikayesini bilmiyordu. Ya da biliyordu da gerçeğini bilmiyordu. 

Aslında her şey Gün’ün kendisini kedi sanmasıyla başladı. Evde masaya zıplıyor, masadan yere hopluyordu. Anne ve babasını tırmalayarak gerçek bir kedi gibi davranmaya çalışıyordu. Bir gün ağaçtan düştüğünde kedi olmadığına karar verdi ve ailesinden kedi istedi.  Babası oyuncak kedi alsa da kar etmedi. Annesi evde hayvan beslemeye karşıydı ancak Gün’ün ağaçtan düşmesi onu da ikna etti. Ve rağmenlerin arasında babası Gün’e gerçek bir kedi aldı. Gün, sevindi ama bu onun için yeterli değildi. Kediyi gördüğünde ilk cümlesi “ama köpek… kedi köpeksiz olmaz ki” dedi. İzlediği çizgi filmlerdeki kedi ve köpek kovalamacası onu her zaman kahkahalara boğardı. Annesi kediyi rağmenlerin içinde eve almıştı ancak köpeğe kati suretle karşı çıktı. Ve annenin bu inadının bir karşılığı vardı. Gün birkaç gün odasından çıkmak istemeyip, yemek yememekte ısrar etti. 

Çok geçmeden minik Gün, annesini, evde kediyi kovalarken gördü. Annesinin temizlik yaparken kendisini rahatsız eden kediyi oradan oraya iteklemesi Gün’ü kahkahalara boğuyordu. Bir zaman sonra babasının yanına gitti. “baba artık köpek almana gerek yok” dedi. Babası sakin bir şekilde “neden gerek yok söyle bakalım” diye sordu. Gün “e baba köpeğe gerek yok, annem var ya”…

Babası önce kahkaha attı. Sonra bu sözlerinin çok kötü ve yanlış olduğunu, bunu duyarsa annesinin çok üzüleceğini anlattı. Ama Gün vazgeçmedi, annesi ve kedisinin kovalamacalarını kahkahalar atarak izlemeye devam etti. Kimseye bir şey demese de Gün’ün ne düşündüğünü babası biliyordu ve çocuğunun, eşini köpek yerine koymasına tahammül edemiyordu. Daha fazla dayanamadı. Bir gün eve dönerken Polin’i gördü. Polin’in bu evdeki hikayesi bu şekilde başladı…

Polin, istendiği için eve alınmamıştı. Aslında, Gün için Polin’e gerek de yoktu. Annesiyle kedisinin kovalamacası onu eğlendirmeye yetiyordu. Yavru köpeğin var olup olmaması o kadar da önemli değildi. Gün, Polin’i ilk gördüğünde çok sevindi, havalara uçtu, ama sevinci o kadardı. Evet, köpek, o gün gerçek bir sevgiyi tattıVe bu tadış bulmak için uğraşmasına gerek kalmadan hayatının ilk günlerinde oldu. Ona çok sevgi gösterildi. Ve sandı ki sevgiler hep böyle gösterilecek. Evet Gün’ün babası kendisini görür görmez almış, kucaklamıştı. Bunda tereddüt yoktu. Ama Polin’in sandığı gibi olmamıştı bu kucaklayış. Gerekçeleri vardı.

Sanrılar, gerçeklerin zoruna gidecek şekilde hızla ortaya çıktı. Seviliyordu ama sevilmek Polin’e yetmiyordu. Biricik olan sevgiden istiyordu. Bunun için elinden geleni yaptı. Daha önce yaramaz köpeklerin azarlandığını görmüştü ve o hep uslu bir köpek oldu. İyi olunca daha çok sevileceğini sandı. Evdeki kediyle hiçbir zaman hırlaşmadı. Ne var ki ondan beklenilen kediyi kovalamasıydı. En azından Gün, öyle olacağını sanıyordu. O kovalamaca hiç yaşanmadı. Haliyle Gün’ün kendisine olan dikkati günden güne azaldı. Polin, sevgisinin de azaldığını sandı. Gün’ün gerçekte kendisini ne kadar sevip sevmediğini bilmeden sanrılar içinde kaldı.

Ve zaman geçti. Gün, Polin eve geldikten bir yıl sonra okula başladı. Okuldaki arkadaşlarıyla da çok eğleniyordu. Köpek, kendisine ihtiyaç olmadan da Gün’ün eğlenebildiğini fark etti. Fark ettiği anda da ilk arkadaşını kaybetti. Tekrar bulunabilme ihtimali olmayan bir kaybedişti bu. Kendinin de kaybolduğunu hissetti.

İkisi de çocuktu. Polin’in ilk arkadaşını kaybetmesiyle ilk sahibini bulması bir oldu.

Gün şu an okulda, Polin de o gittikten sonra her gün yaptığı gibi onun yatağına uzanmakta. Belli sanrılar içinde. Gün’ün hiçbir zaman kendisine eskisi gibi davranmayacağını sanıyor. Gün’ün ebevyenlerinin de her zaman kendisine soğuk kalacağını sandığı gibi. Bizim, Polin’le ilgili sandıklarımız gibi. Sandıklarımıza inandıklarımız gibi…

                                                                                                                              

Yorum Yap

Bizimle İletişime Geçin

Haber önerisi, görüş, düzeltme veya bize özel olarak iletmek istediğiniz konular için.

Size cevap vermemiz gerekiyorsa e-posta adresinizi yazabilirsiniz. (İsteğe bağlı)